19 Ocak 2008 Cumartesi

Heil Dro !



Her ülkenin milli kahramanları vardır. Kimileri, kazandığı askeri başarılarla, kimileri dünya barışına yaptığı katkılarla, kimileri siyasi-ekonomik devrimleriyle anılır. Bu kahramanlar, o ülkenin gençlerine örnek teşkil edilmesi için yüceltilir, adlarına devlet nişanları verilir, okullar, enstitüler açılır, hatta hatıraları anıtlarla, heykellerle yaşatılır. Adına devlet nişanı olan, ülkesinde kendisi için ölümünden 44 yıl sonra (29 Mayıs, 2000) anıt inşa edilip Devlet Başkanı da dahil olmak üzere bütün devlet erkanının katıldığı bir tören düzenlenen ve gençlere iyi örnek olacağı düşünülen bir milli kahramandan bahsetmek istiyoruz: Ermeni General, Drastamat Kanayan ya da bilinen adıyla General Dro.

1884 doğumlu Dro, ününü Birinci Dünya Savaşı sırasında Rus ordusu adına Azerbaycan, Gürcistan ve Osmanlı topraklarında gerçekleştirdiği, Ermeni bakış açısına göre savaşlara, tarafsız bakış açısıyla da, katliamlara borçluydu. Dönemin ABD Büyükelçisi Mark Bristol Dro’yu şöyle anlatıyordu;

“Savaş sırasında General Dro’nun yakınında bulunmuş elçilik memurlarımın hazırladığı raporlardan, onun savunmasız Müslüman köylerini bombalayıp işgal ettiğini, ardından da bir tek kişinin bile kaçmasına izin vermeden bütün köylüleri vahşice öldürdüğünü iyi biliyorum. Dro ve adamları girdikleri köylerde önce evleri tek tek yağmalıyor, ahırlardaki hayvanlara el koyuyor, sonra insanları topluca katlediyor ve işlerini bitirdikten sonra da bütün köyü yakıyorlardı. Bu, hiç kuşkusuz ki o bölgede Müslümanlara karşı yürütülen sistematik bir etnik temizlik operasyonundan başka bir şey değildi.” 14 Ağustos 1922

Dro’nun katliamlarına bizzat tanık olan ABD’li elçilik görevlisi Robert Dunn ise “Yaşayan Dünya: Kişisel Bir Öykü” (Crown Yayınevi, New York 1952, sayfa 361) adlı kitabında şöyle diyordu;

“…ilk olarak düz siyah saçlı güzel bir Müslüman kız çocuğu vardı. Oniki yaşlarında görünüyordu. Topladığı çuvaldan dağılmış olan tahıl tanelerinin üzerinde yatıyordu. Süngünün sırtından girdiğini tahmin ediyordum, çünkü etraftaki kan azdı. İki göğsünün arasında, bir kurşun yarasına göre fazla ufak, ev yapması basma elbisesini kaplayan bir pıhtı vardı. Bir sonraki en fazla on ya da daha az yaşlarda Müslüman bir çocuktu. Üzerinde deri ceket ve kısa bir pantolon vardı. Yol üstünde yüzüstü yatıyordu. Bir eli, daha önceden taşımakta olduğu devrilmiş kurşun kaba uzanmıştı. Kurşun boynundan omuruna doğru girmişti. … Yaşayan hiç kimse kalmamıştı. Dro’nun Almanca konuşan subaylarından biri kaçamayan bütün Müslümanların öldürüldüğünü söyledi.”

Şöhretini, katlettiği savunmasız Müslümanlarla inşa eden Dro’nun 1914-1918 yılları arasında, çoğunluğu savunmasız olan on binlerce Müslüman’ın ölümünden sorumlu olduğu biliniyor. Osmanlı ordusunun, Dro’nun birliklerini geri püskürtmesiyle birlikte SSCB’ye kaçan Dro, şöhretinin de etkisiyle 1918 – 1920 yılları arasında bağımsız kalan Ermenistan Cumhuriyeti’nin savunma bakanlığını yaptı. Ermenistan’ın Sovyetler tarafından işgal edilmesiyle birlikte Dro’nun Avrupa macerası başladı.

Dro Avrupa’dayken, Almanya’da yükselmekte olan bir güç vardı, Adolf Hitler ve Nazizm. Dro’nun Hitler’e olan ilgisinin meyvesi 1941 yılında Ermenilerden kurulan 812. Tümenin başına komutan olarak atanması şeklinde oldu. Dro ve emrindeki 812. Tümen cephe gerisindeki asayişin sağlanması, istenmeyen kişilerin yakalanması ve teslim edilmesi şeklinde görevler yaptı. Bilindiği gibi 2. Dünya Savaşı sırasında, Almanya’nın belirlediği istenmeyen kişiler listesinin başında Yahudiler yer alıyordu. Bugün Ermenilerin milli kahraman ilan ettiği ve adına madalya verdiği kişi, bizzat Yahudi Soykırımı’nda aktif rol oynamış biriydi.

1944 yılında Müttefik güçlerce yakalanan Dro, Ruslar tarafından idam edilmek istense de iddialara göre Ermeni Diasporasının ABD mülteci servisine yüksek miktarda rüşvet vermesiyle birlikte ABD’ye kaçırıldı. 1956 yılında Massachusetts’te ölen Dro için Diaspora Ermenileri, yüksek miktarda para toplayarak 2000 yılında kemiklerini bulunduğu yerden çıkardı ve Ermenistan’ın Aparan kentinde, adına inşa ettirilen anıt mezarda Devlet Başkanı Robert Koçaryan ve Ermeni Patriği Karekin II’nin de bizzat katıldığı bir törenle toprağa verildi.

Tören sırasında Karekin II şu sözleri sarf etti;

“Onu anlatmak için bütün sözcükler yetersiz kalacaktır. General Drastamat Kanayan’ı layıkıyla tanımak için dönüp geçmişteki hizmetlerine bakmalıyız. Kendisinin yıllar sonra anavatanına tekrar dönüşü, hiç kuşkusuz ki Ermeni halkının ruhunda bu büyük mücadelenin şahlanışı için yepyeni kıvılcımlar çakmıştır. İnanıyorum ki General Kanayan ve kahraman silah arkadaşlarının ebedi hatırası, genç kuşaklarımıza gelecekte çok daha büyük zaferler kazanmak için ilhamlar vermeye devam edecektir.”

Savunmasız köylüleri katledip, Nazilerle işbirliği yapan bir General ancak utanç kaynağı olmalıdır, gurur değil.

Selim Güray
selimguray@lactuel.be

Hiç yorum yok: