15 Ocak 2013 Salı



Kim bu evde yaşamak istemez ki...




Günün Güzeli...



Suçları Türk-Rus olmak mı?


Çoğumuza “Şimdilik çok uzakta” gibi görünen sorun artık pek çok kişinin kapısını çaldı, hatta kırdı bile… 1990’ların başında, ortasında yapılan Türk-Rus evliliklerinin meyvesi erkek çocuklarının “askerlik sorunu” gittikçe daha sıkıntılı bir hal almaya başlıyor. Ve iki ülke resmi makamlarının da kibarca “görmezden geldikleri” sorun için hiç değilse “bir tarafın” adım atma zamanı geldi de geçiyor bile…
 
TürkRus.Com bugün sayıları on binlerle ifade edilmeye başlanan Türk-Rus evlilikleri ile ilgili önemli bir sorunu manşetine taşıyor. 
 
İstisnaları olmakla beraber, genellikle Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı baba ve Rusya Federasyonu vatandaşı anneden doğma çocuklar, iki ülke arasında “çifte vatandaşlığı” tanıyan bir anlaşma olmadığı için büyük sıkıntı yaşıyor.
 
Bu noktada Rusya Federasyonu, kendi vatandaşı olan kişilerin Türk vatandaşlığını hukuken tanımıyor ama kurcalayıp sorun haline de getirmiyor. Ancak iş askerliğe gelince iyice sarpa sarıyor. 
 
Türkiye’de uzun dönem (tam dönem) zorunlu askerlik 15 ay. Yüksek öğrenim görenlerde zorunlu hizmet süreleri yedek subay olanlar için 12 ay, kısa dönem er olanlar için 6 ay olarak uygulanıyor 20 yaşında ilk askerlik yoklamasının yapılması gerekiyor. Yurt dışında geçimini sağlayanlar için istisnai, bedelli askerlik uygulaması şu şekliyle mevcut: 
 
“Oturma veya çalışma iznine sahip olarak; işçi, işveren sıfatıyla veya bir meslek ya da sanatı icra ederek, Türkiye'de geçirdikleri günler hariç en az üç yıl (365 x 3=1095 gün) yabancı ülkelerde (veya yabancı gemilerde) bulunan TC vatandaşları, askerlik bedelini (38 yaş ve altı 10.000 € en fazla dört taksit; 38 yaş üzeri 10.000 € peşin) dövizle öder ve askerlik eğitimi görmeden terhis olur. Daha önce 21 gün olan temel askerlik eğitimi gereksinimi 15 Aralık 2011 tarihinde yürürlükten kaldırılmıştır.”
 
Rusya’da ise yine erkekler için, 18 ila 27 yaş arasındaki bir dönemde 12 ay süreyle, er olarak askerlik yapma zorunluğu bulunuyor. Silah altında zorunlu askerlik yapmak istemeyenler, “vicdani retçiler”  iki kat daha fazla süreyle kamu işlerinde çalışabiliyor. 

İKİ VATAN, İKİ KEZ ASKERLİK!
 
Hem Türkiye, hem de Rusya vatandaşı olanlar için zorluk burada başlıyor. İki ülke de, “vatandaşını” zamanı geldiğinde askere çağırıyor. Bu Rusya’da 18 yaşında yaşanıyor. Üniversite eğitimi gibi geçerli bir mazereti olmayanlar ya da “askerlik yerine getiremeyecek durumda olduğuna dair” raporu olmayanlar silah altına alınıyor. 
 
Türk-Rus neslinden bir gencin Rusya’da askerlik yapması, Türkiye’de askere çağrılmaktan muafiyet sağlamıyor. Normal koşullarda Rusya’da Türk vatandaşlığını beyan etmediği için zaten burada askerlikten kaçamıyor. Rusya’da 12 ay askerlik yapan bir genç, normalde 20 yaşında da Türkiye’de askere gitmek zorunda. Yani basit bir mantıkla iki ülkede iki defa askerlik yapması gerekiyor.
 
BEDELLİ ASKERLİK ÇÖZÜM MÜ?
 
Şu an Rusya ordusunda görev yapan, Türk anne ve Rus babadan olma, iki pasaportlu çocuklar bulunuyor. Bu durumdaki babalardan biri TürkRus.Com’a şu bilgileri verdi:
 
“Oğlumuzun Rusya’dan sonra Türkiye’de ikinci kez askerlik yapmaması için ne yapmamız gerektiğini araştırdık. Bize söylenen, şu an pratikte tek bir yol olduğu: Oğlumuzu Rusya’da çalışıyor göstermek, Başkonsolosluk üzerinden 38 yaşına kadar askerlik tecili yaptırmak ve o yaştan sonra da 10 bin Euro ödeyerek bedelli askerlik kapsamına sokmak. Bu adil bir düzenleme değil. Rus tarafı zaten başından beri ikinci vatandaşlığa karşı, tanımıyor. Oysa Türkiye bu konuda hoşgörülü, çifte vatandaşlık anlaşması olmasa bile zımnen göz yumuyor. O halde çocuklarımız için fedakarlığı Türk tarafının yapması ve muafiyet tanıması beklenmeli.”
 
Tersinden bakıldığında ise, çocuğun askerliğini sadece Türkiye’de yapması için, 18 yaşından önce Rusya dışına çıkması ve askerlik yoklamalarının bittiği 27 yaşına kadar ülkeye girmemesi gerekiyor. Ancak bu durumda Rusya pasaportu alamam, vatandaşlığı kaybetme riski var. 
 
MUAFİYET NEDEN OLMASIN?
 
Bu konu Ankara’da Dışişleri ve Savunma Bakanlığı çevrelerinde de tartışılıyor. 
 
Ankara’dan TürkRus.Com’a bilgi veren bir kaynak, “Türk devleti, Rusya’da ya da benzer durumdaki ülkelerde mecburen askerlik yapan vatandaşlarını Türkiye’de ikinci kez askere gitmekten muaf tutmalı. Eğer vatandaşının ikinci vatandaşlığına göz yumuyorsa, bu noktada onun hak mağduriyetini de önlemeli. Bu konu Savunma Bakanlığı’na iletildi. Üzerinde düşünülüyor olabilir. Ancak bu sıkıntıyı yaşayanlar kamuoyu yaratıp konuyu gündemde tutarsa sonuç alınabilir” değerlendirmesini yaptı.

Ni’Çin?
Başbakan, CHP’ye...
Çakma ulusalcı” dedi.
CHP, Başbakan’a...
Çakma demokrat” dedi.

*

Tarım Bakanı, MHP’ye...
“Çakma milliyetçi” dedi.
Devlet Bahçeli, Başbakan’a...
Çakma Red Kit” dedi.

*

Ergenekon’un hahamı...
“Çakma haham” çıktı.
BDP’nin imamı...
“Çakma imam” çıktı.

*

Başbakanımız ODTÜ’ye, sizin yetiştirdiğiniz öğrenciler buysa, bu ülke batmış, 
o profesörler doçentler mesleği bıraksın derken... “Çakma doçent”in 
ODTÜ’yü kınayan Kastamonu Üniversitesi’nde bölüm başkanı olduğu ortaya çıktı.

*

Egemen Bağış, Kılıçdaroğlu’na...
“Çakma Gandi” dedi.
Muharrem İnce, Başbakan’a...
Çakma dünya lideri” dedi.

*

Yerli malı kullanın genelgesi yayınlayan Başbakan’ın, çocuklara dağıttığı 
oyuncaklar Çin malı çıktı. CHP, Çin mallarıyla ilgili soru önergesi verirken, 
Cumhuriyet mitinglerindeki Türk bayraklarının Çin’den ithal edildiği ortaya çıktı.

*

AKP, Kılıçdaroğlu’na...
“Çakma lider” dedi.
CHP, Başbakan’a...
Çakma Kasımpaşalı” dedi.

*

CHP Lideri’ne adeta ikizi kadar benzeyen “çakma Kılıçdaroğlu” emekli 
Nusret Gümüşdal, AKP’ye üye yapılırken... Başbakan’a adeta ikizi kadar
 benzeyen “çakma Tayyip Erdoğan” kasap Rafet Özdemir, CHP’ye üye yapıldı.

*

Ve, Kılıçdaroğlu Çin’e gitti.
İster misin...
Bi tane “çakma Abdullah Gül” kapıp gelsin!



Yılmaz ÖZDİL yozdil@hurriyet.com.tr

Gelmeyen Sneijder'i karşılamaya gittiler!

Galatasaraylı taraftarlar, Wesley Sneijder'ın İstanbul'a geleceği iddiasıyla sosyal medyada ve televizyon programlarında yayılan haberler üzerine Atatürk Havalimanı'na akın etti fakat gerçek daha sonra ortaya çıktı.


Saatlerce bekleyen taraftarlar, haberin asılsız olduğunu öğrenince hayal kırıklığına uğradı.
Taraftarlar, Dış hatlar terminalinde yıldız futbolcuyu ümitle bekledi. Haberi televizyon programından öğrendiğini söyleyen bir taraftar, “Rasim Ozan Kütahyalı sağolsun. Yarın sınavlarımız var. Zaten bir haftadır Sneijder şu gün gelecek, bugün gelecek, yalan dolu her taraf. Şimdi de tweet sahte hesaptan atılmış diyorlar. Rasim Ozan'ın tweeti üzerine geldik. Tweet attı uçak havada geliyor diye. Sınavlarımız vardı yarın, ders çalışmayı bırakıp buraya geldik. Saat bir buçukta uçak gelecek diye” dedi. Yaklaşık 2 saat süren bekleyişin ardından taraftarlar havalimanından ayrıldı.


14 Ocak 2013 Pazartesi


Старый Новый год в Екатеринбургa (Yekaterinburg'da Eski Yıl )


 
 
 

 




Woman raped by five men in Stockholm


Police are searching for five men who attacked and raped a 22-year-old woman near the Sundbyberg train station in Stockholm in the early hours of Sunday morning.

















The attack occurred at 4am on Sunday.

It was around minus 10 degrees Celsius outside and the 22-year-old woman was walking home from the train station in Sundbyberg, a northern Stockholm suburb.

According to the police, five men attacked the woman from behind at the intersection of the Tulegatan and Fredsgatan streets.

She was then raped on the footpath.

"All five men were involved but it is not yet clear whether they all abused her sexually," Stefan Larsson of the Stockholm police told news agency TT.

The Aftonbladet newspaper reports that the attack lasted for one hour.

When the men ran away from the rape scene, the woman managed to call a friend who in turn called the police.

The police only have vague descriptions of the men and said they are "more likely to be in their twenties than in their forties".

"We have some leads and are working on collecting footage from surveillance cameras," Larsson said on Sunday afternoon.

A forensic investigation was underway on Sunday and police were knocking on doors in the hope of finding witnesses.

Larsson told Sveriges Radio (SR) that rapes committed outdoors by several perpetrators who are unknown to the victim are very unusual, particularly during winter.

The woman sustained no injuries during the attack that meant she needed to stay in hospital, and was released by midday. However, she was badly psychologically damaged, according to the Dagens Nyheter newspaper.

Members of the public were encouraged to call the police on 114 14 with any information about the attack.




SU TESTİSİ SU YOLUNDA....


Erdoğan’a terör sorunu üzerinden yüklenen Bahçeli, Paris’te öldürülen 3 PKK’lı kadının cenazesinin Türkiye’ye getirilmesi konusunda, "Böyle bir yanlışlığa düşüp Habur maskaralığına çevirmesinler" dedi

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Paris’te öldürülen 3 PKK’lı kadının cenazesinin Türkiye’ye getirilmesi konusunda, "Böyle bir yanlışlığa düşüp Habur maskaralığına çevirmesinler" dedi. Bahçeli, Kızılcahamam Patalya Otel’de MYK Üyeleri ve milletvekillerinin katılımıyla gerçekleştirilen 3 günlük kampın ardından basın toplantısı düzenledi. Açıklamasında AKP iktidarını hedef alarak Başbakan Erdoğan’a terör sorunu üzerinden yüklenen Bahçeli, Başbakan Erdoğan İmralı’da müebbet hapis cezasıyla hükümlü olarak yatan terör suçlusuyla müzakere yaptığına göre, caniyi siyasetçi olarak mı görmekte, böyle mi kabullendirmeye çalışmaktadır? Bu nasıl bir bakış, bu nasıl bir başbakanlık yapmaktır" diye konuştu. Başbakan’ın İmralı’nın, Kandil’in değil, Türkiye’nin siyasi sorumluluğunu taşıdığını belirten Bahçeli, Başbakan’a "aklını başına alması, teslimiyetçi kirlilikten, baş eğen kölelikten ve her topu kalesine alan yenilmişlikten arınması" tavsiyesinde bulundu. 


İhanet müzakereleri

İmralı ile görüşmelerini, "ahlaksızlık ve ihanet müzakereleri" olarak niteleyen Bahçeli, şunları söyledi:  "Sözde barışın sağlanması, ateşkesin temin edilmesi, silahların bırakılması ve teröristlerin sınır dışına çıkarılması eksenli yürütüldüğü iddia edilen pazarlıklar kuşku ve güvensizlikleri alabildiğine tırmandırmıştır. Olan biten tüm bu karanlık mizansenler Türk milletine büyük bir saygısızlık ve hakarettir. AKP’nin PKK’yı aklama, temize çıkarma ve müşfik hale getirme gayretleri, İmralı canisiyle birlikte çetesini affetme hazırlıkları, milletimiz aleyhine eşi ve benzeri görülmemiş bir mağlubiyetin habercisi niteliğindedir." Bahçeli, Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande’dan öldürülen PKK’lı kadınla niçin görüştüğünü açıklamasını isteyen Başbakan Erdoğan’ın ise bu açıklamasıyla iki açıdan boşluğa düştüğünü ifade etti. İlk olarak, Avrupa ülkelerinin bölücü terör örgütüne bakışının belli olduğunu, PKK’nın parasal kaynaklarını yönetmesine, yönlendirmesine, militan devşirmesine yıllarca sessiz kaldıkları, hatta örgütü el altından teşvik edip beslediklerinin de tartışmasız olduğunu belirten Bahçeli, "Geçmişte cumhurbaşkanı eşlerinin ne dolaplar çevirdiği, sabıkalı bölücülere nasıl arka çıktığı ve PKK tutkularının hangi aşamalara vardığı halen canlılığını ve sıcaklığını korumaktadır. Başbakan’ın bu gerçekleri bilmemesi mümkün değildir " dedi.


Ne cevap verecek?

Bahçeli şöyle devam etti: "İkinci olarak, adama demezler mi ki, sen teröristlerin başıyla görüşüyorsun, televizyon veriyorsun, siyaset çemberine sokuyorsun ve özel bakıma alıyorsun da, bizim mi görüşmemizi yadırgıyorsun? Böyle bir soruya Başbakan Erdoğan ne cevap verecektir?" Açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Bahçeli, 3 PKK’lı kadının cenazesinin Türkiye’ye getirilmesi konusunda, "Böyle bir yanlışlığa düşüp Habur maskaralığına çevirmesinler" değerlendirmesinde bulundu. Bahçeli, Erdoğan’ın Öcalan’ın hücresine televizyon kurulması yönünde talimat verdiği şeklindeki açıklamasının sorulması üzerine de, "Edirne Belediyesi gibi olmasın" yanıtını verdi. Bahçeli Edirne Belediye Başkanı’nın odasındaki televizyonun içine verici yerleştirildiği yönündeki haberlere göndermede bulundu. 

Su testisi su yolunda kırıldı

Paris’te 3 PKK’lı kadının öldürülmesi olayını da değerlendiren Bahçeli, bölücü terör örgütünün bugünkü şartlarda, çok başlı ve çok merkezli olduğu yönünde şüphe olmadığını ifade ederek şunları dedi: "Uluslararası bir çeteye dönüşen, parayı basanın tetiğini çeken bölücü örgütün, acımasızlığına ve vicdansızlığına değişik zamanlarda şahit olunmaktadır. Bu kapsamda PKK’nın Paris’teki bir bürosuna yapılan saldırıda üç militanın infaz edilmesi, her şeyden önce ölüm üzerinden kurulan kanlı bir denklemin sonucu, rüzgâr ekenin fırtına biçeceğinin açık bir göstergesidir. Elbette su testisi su yolunda kırılacaktır ve öyle de olmuştur."

Bugün Başbuğ’la kucaklaşacak

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Silivri Cezaevi’ni ziyaret etme talebine Adalet Bakanlığı’ndan onay çıktı. Genelkurmay eski başkanlarından İlker Başbuğ ve tutuklu MHP İstanbul Milletvekili Engin Alan’ı ziyaret edecek olan Bahçeli, bugün saat 13.00’de 
Silivri’de olacak. Silivri ziyaretinde MHP Genel Başkanı’na parti yönetiminden Semih Yalçın, Ruhsar Demirel, Şevkat Çetin, Celal Adan, Atilla Kaya ve İsmet Büyükataman da eşlik ediyor.

13 Ocak 2013 Pazar



Aşk...




Ali Eyüboğlu

aeyuboglu@milliyet.com.tr

BU TASLAĞA iTiRAZIM VAR
14.01.2013
‘Hakkı saklıdır’ ibaresi bulunan ekonomi, dini ve siyasi konulardaki hiçbir yazı, izin alınmadan kullanılmayacak. Ama bu yasaklama magazin ve spor gibi konularda     geçerli olmayacak. Neden? Magazin ve spor yazarlarının yazıları ‘sebil’ mi?
Kültür ve Turizm Bakanlığı, özel haber ve makalelerin izinsiz kullanılmasına yasak getirecek yeni bir düzenlemeye hazırlanıyor.
Buna göre ‘ekonomi, dini ve siyasi’ konularda yazılan ve altında ‘hakkı saklıdır’ ibaresi bulunan hiçbir yazı izin alınmadan kullanılamayacak.
Kullananlar 2 ila 4 yıl arasında hapisle yargılanacak.
Telif Hakları Genel Müdürü Abdurrahman Çelik, Hürriyet’ten Umut Erdem’e, “Bu yasaklama magazin ve spor gibi konularda geçerli olmayacak” demiş.
Niyeymiş o?
Magazin ve spor yazarlarının yazıları ‘sebil’ mi?
Ekonomi, dini veya siyasi yazıların ‘hakları saklı’, magazin ve spor yazıları ‘orta malı’!
Artık her şeyin sosyal medya aracılığıyla anında kamuoyuyla paylaşıldığı, özel haber yapmanın daha da zorlaştığı bir dünyada ben 30 yılda edindiğim çevre sayesinde, bilgilerimi yazıya dökeceğim, siz çıkaracağınız bir kanunla yayınlanır yayınlanmaz ‘orta malı’ yapacaksınız onu.

Magazin ve spor değersiz!
Kültür ve Turizm Bakanlığı, ‘Türk sanat müziği ve Türk halk müziği eserleri sahiplerinin izni olmadan çoğaltılamaz, kullanılamaz, pop ve arabesk şarkılar için böyle bir izine gerek yok” diye bir kanun çıkarıp, müzik eserleri arasında ayrım yapabilir mi?
Yapamaz.
Peki aynı bakanlığın, “Ekonomi, dini ve siyasi yazılar değerlidir, o yüzden izinsiz kullanılamaz, ama magazin ve spor yazılarının kıymet-i harbiyesi yok, isteyen istediği gibi izin almadan kullanabilir onları” şeklinde bir kanun hazırlığı içinde olmasına ne demeli?
Üstelik, TBMM’de telif konusunda uzmanlığı olmayan milletvekillerince böyle bir taslak hazırlansa, “Böyle bir ayrım yapılamaz” diye itiraz etmesi gereken Telif Hakları Genel Müdürü’nün hazırladığı taslak bu.
Alice’yi takip edenler bilir, ‘Gazetelerin içeriği gazetelerindir’ kampanyasını destekleyen yazılar yazdım.
Yazdıklarım ne kadar çok internet sitesi tarafından alıntılanırsa, o kadar geniş kitleye ulaşma şansım olduğunu bilecek kadar zekam var Allah’a şükür.
Peki buna rağmen niye destek verdim bu kampanyaya?
Çünkü, gazetelerin içeriklerinin internet siteleri ve televizyonlar tarafından anında tüketilmesinin her geçen gün gazetelerin tirajlarına olumsuz etkisi olduğunu biliyorum da ondan.

T.C. tarihinde bir ilk bu
Yazılarımın internet sitelerince alıntılanması, manşet yapılması elbette ki her yazar gibi benim de gururumu okşar.
“İyi ya, yeni kanunla, kanun olacak bu. Boşver keyfini çıkar” diyenler olabilir.
Ama şunu da biliyorum ki, uzun vadede işsiz kalmama neden olur bu. Çünkü insanlar, bedava ulaştıkları bir şeyi bir daha para verip almaz.
Bu yüzden ciddi tiraj kaybına uğruyordu gazeteler.
‘Gazeteme dokunma’ kampanyasını gönülden desteklemem de bu yüzden.
Bu taslağa bu denli itiraz etmemin bir başka sebebi de şu:
T. C. tarihinde ilk kez çıkarılacak kanunla, ayrım yapılacak gazeteciler arasında.
Hangi köşe yazılarının ‘değerli’, hangilerinin ‘değersiz’ olduğuna devlet karar verecek.
Olmaz böyle şey.
1951 yılında çıkan Telif Yasası’nın 36 ve 37’nci maddeleri elbette ki günümüz koşullarına göre düzenlenmeli.
Ama köşe yazıları arasında ayrımcılık da yapılmamalı.
Hangi haberin ve köşe yazısının ‘hakları saklıdır’ grubuna dahil edilip, izinsiz kullanılamayacağının kararı gazetelere ait olmalı.
Hiçbir meslek örgütümüzden bu taslağa itiraz gelmemiş olması da işin bir diğer ilginç yanı.
ATV’DEN iLGiNÇ BiR ÜRÜN YERLEŞTiRME
RTÜK Kanunu’nda yapılan değişiklikten sonra birçok programın başında şöyle bir ibare geliyor ekrana:
“Bu programda ürün yerleştirme ve sanal reklam uygulaması yapılmaktadır.”
Cumartesi akşamı Antalyaspor-Trabzonspor arasında Antalya’da oynanan Ziraat Türkiye Kupası maçını yayınlayan ATV de, aynı uyarıyı yaptı futbolseverlere.
Ancak ilerleyen dakikalarda anladık ki, ATV’nin yaptığı ‘sanal reklam’ ve ‘ürün yerleştirme’den fazlası. ATV, ürün değil, resmen canlı reklamda oynayacak insanlar yerleştirmiş tribüne.
Ürün yerleştirme vakti geldiğinde kameralar dönünce canlı reklam oyuncularına, fotoğrafta gördüğünüz gibi koro halinde aile boyu poşetlerden cips yiyerek maç izleyenlerin komik görüntüsü yansıdı ekrana.
Zekice bir uygulama.
Kutluyorum akıl edip, yapanları.
GÜNÜN SÖZÜ
Aşk erkekler için çikolata gibidir, araya mutlaka fıstıklar girer.


O an...



Watch an animation that explains how to transform your property into a real wildlife habitat. Learn how native plants and designed structures provide what nature needs.


http://vimeo.com/52235476




Tolyatti Miss Bikini 2013








Fatih Altaylı

Küfürler bana değil kendi vicdanınıza


TERÖR örgütü yandaşları gerçekten ilginç tipler. 
Örgüt, biraz eleştireni, biraz farklı düşüneni, Öcalan'a biraz ters bakanı 30 yıldan bu yana affetmiyor, öldürüyor.
Bunu gizli saklı da yapmıyor.
Herkese gözdağı olsun diye açıkça, göstere göstere, özeleştirisini alarak yapıyor.
Terör örgütü yandaşları gıkını çıkarmıyor.
Korkudan tek kelime edemiyor.
Ama ben, "Şimdiye dek örgütün tüm yöneticileri örgüt tarafından öldürüldü" diye yazıyor, bunları isim isim sıralıyorum, PKK yandaşları deliye dönüyor.
Neye kızıyorlar anlamadım.
Kardeşim bu adamların hepsi örgüt tarafından öldürülmedi mi?
Öcalan'la yüzde 99 aynı düşünenler, geri kalan yüzde 1'in bedelini toprak altına girerek ödemedi mi yıllardır!
PKK içinde yıllarca çalışmış, çeşitli kademelerde görev yapmış pek çok kişi şu an örgüt tarafından infaz edilmemek için Avrupa'nın çeşitli kentlerinde, yıllardır fare gibi gizlenerek yaşamıyor mu?
Bütün bunları siz benden daha iyi bilmiyor musunuz, o adamları siz benden daha iyi tanımıyor musunuz?
Biliyorsunuz ve tanıyorsunuz.
Ama korkudan 30 yıldır gıkınızı çıkaramıyorsunuz.
Şimdi bunları hatırlattım diye dönüp bana sövüyorsunuz.
Ama bana sövmeniz, bu gerçeği hatırlattım diye bana öfkelenmeniz, gerçeği değiştirmiyor.
Bunu siz de biliyorsunuz.
Zaten o yüzden bana sövüyorsunuz.
Size gerçeği ve bu gerçek karşısında yıllardır suskun kalmanın utancını bir kez daha hatırlattığım için.
Aslında bana kızmıyorsunuz.
O küfürleriniz kendinize, kendi vicdanınıza.
Ya da vicdansızlığınıza.

Şifre yanıltmasın

İLK günden beri bir "şifreli kapı" lafıdır gidiyor.
Allah aşkına, Paris'i biraz bilen bilir; Paris'te neredeyse bütün apartmanların girişinde bir şifre vardır.
Anahtar taşıma derdinden kurtulmak içindir bu şifreli kapılar.
Bazı dairelerin de kapılarında şifreli kilitler vardır.
Ama kilidi şifreli diye kapıları kasa kapısı zannetmeyin.
Tekme atsan açılacak kapılarda da şifre vardır, daha sağlam kapılarda da.
O yüzden şifre meselesi çok da önemli değil.
Önemli olan şudur:
Üç PKK'lı kadının öldürüldüğü daireye zorlama yoluyla girilmemiş.
Kapı kırılmamış.
Giren ya şifreyi biliyormuş ya da kapıyı çaldığında açacakları kadar yakından tanıyormuş içeridekileri.
Bu işi yapan PKK içinden biri olabilir. Ama aynı zamada bu iş bir istihbarat servisinin işi de olabilir.
Çünkü PKK'nın içinde İsrail'den İran'a ve Suriye'ye kadar pek çok yabancı servisin elemanlarının cirit attığını biliyoruz.
Onlar, PKK içindeki adamlarına bu işi yaptırmış olabilirler.

Bulur da açıklar mı?

FRANSA bu işi aydınlatır mı emin değilim.
Paris gibi her tarafı izlenen, gözlenen bir kentte, Kürt Enformasyon Bürosu gibi zaten sürekli gözetim altında tutulan bir binada bir cinayet işlenecek.
Aradan geçen üç gün boyunca cinayetle ilgili en küçük bir ilerleme kaydedilemeyecek.
Bir şüpheli bile görülmeyecek, binaya girip çıkanlar tespit edilemeyecek.
Bu olacak iş değil.
Belli ki, Fransa bu cinayetleri kimin işlediğini bulup bulmamak, bunları açıklayıp açıklamamak konusunda kararını vermiş değil.
Önce zanlıları belirleyecekler.
Bunun Fransa'nın politikasıyla uyuşup uyuşmadığına bakacaklar.
PKK'yı ve süreçleri nasıl etkileyeceğini öngörmeye çalışacaklar.
Elde edecekleri sonuçlar Fransa'nın çıkarlarına uygunsa katilleri açıklayacaklar.
Değilse katilleri bulamayacaklar.

Çinli damada en kritik soru

BU cinayetlerin Türkiye'de terörün bitmesine yönelik süreci etkilemesinden korkuluyor.
Etkiler elbette.
Belki de tam aksine pozitif etkiler bilinmez.
Eğer ortada bir ilişki varsa, bu ilişkide sorunların nasıl çözüleceğini de baştan konuşmak gerekliliğini en iyi anlatan aslında bir Çin geleneğidir.
Çin'de damat adayı, gelinin evine gittiği zaman, yolu gelinin kız arkadaşları tarafından kesilir.
Gelinin arkadaşları, damat adayına sorular sorarlar.
Bu sorulara tatminkâr yanıt alabilirlerse damadı geçirirler.
Yoksa yol vermezler.
Bu sorulardan en önemlisi şudur:
"Eğer evlendikten sonra bir gün kavga ederseniz ilk kim barışma hamlesi yapacak, ilk kim özür dileyecek?"
Bu soruya yanıt veremeyen damadın yolu asla açılmaz.
Çünkü Çinliler bilir ki, bu soruya cevap verilemeyen evlilikler uzun ömürlü olmaz.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ

Her yere en önde giden işadamları, "Doğu'ya önce devlet gitsin" demediği zaman.

Azzz sonra...

Başbakanımız açıkladı.

Apo’ya televizyon veriliyor.

*

Bana sorarsanız...
Terörle mücadele konusunda atılmış en önemli adımdır bu.


*


Sabahın körü...
Gerdan kırılıyor.
Öğlen, göbeğe devam.
Akşamüstü, çalkala.
Gece yarısı, döktür.
Değil karakol baskını, komple tugay gömsen, gene havagazı.


*


(Şehit haberini okuduktan sonra, biz haberi seyrederken mikrofonu açık unutup, 

fonda şarkı söyleyen spiker bile var.)

*


Kendi payıma mesela...
Bugün ne yazsam diye düşünürken, Bugün Ne Giysem’e bakayım bari dedim, 

meğer final yapmış, onun yerine Bana Herşey Yakışır’dan fikir aldım, ki, 
hakikaten herşey yakışır bize.

*


Sen, ilerleyen günlerde memleketi “bölüp bölemeyeceği”ni merak ediyorsun... 

Ahalimiz, Öyle Bir Geçer Zaman Ki’deki Cemile’nin ailesini “bir arada” tutup 
tutamayacağını merak ediyor.

*


Sen, muhtemelen Sakine’nin akıbetine kafa yoruyorsun, biz Pargalı’nın... 

Hürrem’in dekolteli günlerini kaçırdın maalesef, fırçadan sonra hidayete erdi,
 hamama filan girmiyor artık, namaz kılıyor. Peki, kim bu eğilip bükülen 
padişah yalakası dersen? Sümbül ağa... Haber sunan gözlüklü şişkoyla karıştırma.

*


Hani, geçenlerde dağdakilere sinirlenmiştin ya, dediklerimi yapmıyorsunuz 

yeteneksizler falan diye, sakın moralini bozma... Bizim Yetenek Sizsiniz’de 
en yeteneklimiz “köpek” çıktı. Haline şükret.

*


Ha unutmadan, yol haritasındaki yönünü tayin etmen için, televizyonla

 beraber bi de pusula verseler, yeridir yani...
Çünkü, sen Güneydoğu’ya takılıp kaldın ama, ahalimiz Kuzey-Güney’e bakıyor.
*
Hatta, bi de telefon versinler, iddia ediyorum, Kandil’den bile önce, 

Evlen Benimle’den aramazlarsa mesleği bırakırım... 
Ada var, tekne var, koruma var, doktor var, ekmek elden su gölden, daha ne?
 Kısmetin böylesine izdivaç kuyruğuna girerler. 
Kaldı ki, zaten sen de meraklı görünüyorsun; Ahmet Türk yanına geldi, 
onca meselenin arasında, sekiz çocuklu kadınla evlenen mebusu sormuşsun.

*


Bak sonradan uyarmadın deme, Evlen Benimle’si kolay ama, 

Ben Bilmem Eşim Bilir’i var bu işin... İnanmıyorsan aç seyret,
 paçaları sıvatıp, topuklu ayakkabılarla koşturuyorlar adamları, ona göre karar ver.

*


Bu arada, O Ses Türkiye devam ediyor, tekrarlarıyla beraber 

nerdeyse haftanın beş günü aralıksız seyrettiriyorlar, gıkımız çıkmıyor,
 sen hâlâ televizyonum yok psikolojim bozuldu diye şikâyet ediyorsun.

*


İstemişken, dekoder de iste...
Hem biji tivi var, hem diji tivi’de Hakan Şükür var, faydalanırsın, 

ufkun açılır, yorumları şahane.

*


Özetle...


*


Terörle mücadele konusunda atılmış en önemli adımdır bu...
Apo üç gün seyretsin bizim televizyonları, nafile olduğunu anlar, 

dışarı çıkmaktan bile vazgeçer, bırakır bu işleri.


Yılmaz ÖZDİL yozdil@hurriyet.com.tr




 Tolyatti'nin Maskotları


10 Ocak 2013 Perşembe



TEKNOLOJİ DÜNYASI LAS VEGAS'TA BULUŞTU



Mobil dünyasının yakından takip ettiği CES 2013 

fuarı tüm hızıyla devam ediyor.



Teknoloji dünyasının önde gelen markaları, merakla beklenen ürünlerini ABD’nin Las Vegas kentinde düzenlenen Tüketici Elektronikleri Fuarı 2013′te görücüye çıkardı.11 Ocak’ta sona ermesi beklenen fuarda, 3 bin 100 stand açıldı. Katılımcı sayısının 150 bini geçmesi bekleniyor.  İşte görücüye çıkan ürünler
Canopy üretimi olan dokunmatik kılıf, sadece iPhone için geliştirilmiş. Akıllı kılıf, sadece koruma sağlamakla kalmıyor, iPhone uygulamalarını telefonun ekranına başvurmadan kullanabilmenizi sağlıyor.
Corning, dün mobil cihazların ekranlarını koruyacak Gorilla Glass 3 teknolojisini tanıttı. Birçok markanın tercih ettiği Gorilla Glass’ın, 2013′te Apple tarafından da tercih edilebileceği öne sürüldü.
Oyunseverlerin dünya ile bağlantılarını koparmalarını sağlayacak ürünlerden biri,  Soul SL300 kulaklık. Kulaklık, dış ortamdaki sesi tamamen bloke ediyor ve oyuna odaklanmanızı, dinlediğiniz müziğin veya filmin keyfini çıkarmanızı sağlıyor. Kulaklığın ABD’deki fiyatı 300 dolar.
Reggae müziğin efsane ismi Bob Marley’in oğlu Rohan Marley, House of Marley Audio Systems şirketi tarafından geliştirilen One Foundation hoparlörünü tanıtıyor. Cihazın fiyatı 800 dolar.
Las Vegas’ın altın rengindeki kumarhanesi Mandalay Bay’in fuar alanında düzenlenen CES 2013′te dikkat çeken bir diğer ürün Liquid Image gözlükleri. 400 dolardan satışa sunulan kamera entegreli gözlüklerin Wi-Fi bağlantı özelliği bulunuyor.
HzO Waterblock teknolojisi sayesinde ıslanmadan banyo yapan bir akıllı telefon daha.
3M Touch Systems şirketinin geliştirdiği  213 santimetre genişliğindeki dokunmatik masa, geleceğin artırılmış gerçeklik kullanan interaktif masalarının öncüsü olabilir. Yakın zamanda, masaya harita açmak, defterleri yığmak, kağıt kalemle anlatım yapmak tarihe karışabilir.
Sony’nin aylardır hakkında spekülasyonlar yapılan ‘Yuga’ kod adlı Xperia Z telefonu, ABD’de düzenlenen Tüketici Elektronikleri Fuarı (CES) 2013’te görücüye çıktı. Dört çekirdekli işlemciye ve 13 megapiksel kameraya sahip olan telefonun en büyük özelliği, su geçirmemesi.
ABD’li telekomünikasyon devi Qualcomm, CES 2013 fuarında mobil cihazlarda internet erişimini süper hızlı hale getirecek  yeni işlemcilerini tanıttı. Snapdragon 800 serisi mobil işlemcinin, internet hızı, batarya ömrü ve uygulama performansını yüzde 75 artıracağı ifade edildi.
iPhone kullanıcıları için son derece pratik ve kullanışlı bir ürün, ABD’de  CES 2013’te teknoloji dünyasına tanıtıldı. iPhone’un arkasına monte edilebilen Bluetooth hoparlör.
Çinli bilgisayar üreticisi Lenovo, dünyanın ilk ‘masa bilgisayarını’ sunmaya hazırlanıyor. Her ne kadar bir tableti andırsa da, aile boyu bilgisayar 68.5 santimetrelik ekran genişliğiyle bir kişi için fazlasıyla büyük.
Matrix Audio firması tarafından sunulan yenilikçi aksesuarlardan bir tanesi, mobil cihazlar için üretilen ‘cep hoparlörleri.’ Avucunuza sığacak büyüklükte olan hoparlörler, ABD’de 50 dolardan satışa çıktı.
IdeaCentre Horizon Table PC üzerinde birden fazla fotoğrafa bakabiliyor, video izleyebiliyorsunuz. Cihaz, en az iki kişi tarafından aynı anda kullanılması için düşünülmüş.
Lilliputian şirketinin sunduğu Nectar, mobil cihazlar için her yerde şarj imkanı sunan güçlü bir batarya.
CES 2013 tüketici fuarının en çok dikkat çeken ürünlerinden biri de Paper Tab oldu. Yüksek çözünürlüklü 10.7 inç plastik ekrana sahip PaperTab aynı bir kağıt gibi bükülüp katlanabiliyor. İngiliz Plastic Logic ve Kanada’da bulunan Queen’s University’nin ortak ürünü PaperTab Intel Core i5 işlemciye sahip. Kullanıcılar tableti kıvırarak dosyalar arasında geçiş yapabiliyor.
Artık çocukları balonla veya basit oyuncaklarla oylama devri eskilerde kaldı. iPad nesli için oyun ve öğrenme kavramları tamamen değişti. Bunun bilen teknoloji üreticileri de yeni nesil çocuklara uygun bazı ürünler geliştiriyorlar. Henüz tuvalet eğitimi alma çağındaki bir bebek için iPad’li lazımlık, yemeğini usluca yemesi için yemek masası, eğitim uygulamaları için tahta şeklinde iPad taşıyıcı ve tablet yerleştirilebilen bisiklet kesinlikle miniklerin çok hoşuna gidecek.
CES 2013′ün renkli ve yenilikçi ürünlerinden bir diğeri, elektronik çatal. Yeme alışkanlıklarınızı denetleyecek olan çatal, iradesiyle yemek yemeye engel olamayanları frenlemeyi amaçlıyor. Elektronik çatalın ABD’deki fiyatı ise 100 dolar.
CES 2013′te teknoloji sağlık alanında da hayatı kolaylaştırmayı amaçlayan ürünler sundu. iSpO2, yeni nesil bir nabız ölçer. Sağlığınızı ilgilendiren çok önemli verileri bu cihaz sayesinde tek başınıza ölçebilir, kaydedebilir ve iletebilirsiniz. iSpO2′nin fiyatı 250 dolar.
Allure Energy şirketinin geliştirdiği Eversense elektronik termostat, evinizdeki enerji altyapısını tek bir cihazla kontrol etmenizi sağlıyor. Eversense, akıllı telefon aracılığıyla çalışıyor ve evinizin her odasındaki sıcaklığı ve enerji ayarını kontrol edebilmenize imkan tanıyor.
Parrot firmasının geliştirdiği uygulama, iPad kullanıcılarının ilgisini çekebilir. Flower Power adlı uygulama, yakınında tuttuğunuz zaman çiçeklerin türünü tespit ediyor ve size çiçek hakkında bilgi sunuyor.